Röportaj


Mircea Lucescu: “Siz benim Türkiye’ye gelebilme ihtimalimi seviyorsunuz…”

Mircea Lucescu: “Siz benim Türkiye’ye gelebilme ihtimalimi seviyorsunuz…”
bir ahraz haberi / 15.5.2016 14:17:38

2004 yılında Türkiye’den ayrıldığı o hüzünlü günün ardından her yıl adı Türkiye’den bir kulüple anılan Lucescu, bu sezonun da bitişiyle yine manşetleri süslemeye başladı. Türk medyasının kendisinden asla vazgeçmediği deneyimli hoca, bu yıl çok daha zor günler geçirecek gibi. Çalıştırdığı Shakhtar ile yollarını ayıran Lucescu, teknik direktörünü değiştirmek isteyen Fenerbahçe ve Galatasaray’ın kıskacında. Huzurlarınızda Türkiye’de teknik direktör denince akla gelen ilk isim Mircea Lucescu:

Öncelikle bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.

Nasıl kabul etmeyeyim? Pencereden atlayacaktın utanmasan. (Utanma değil de korktum biraz) Burası Ukrayna evladım, biraz dikkat et. Az daha açmasaydım kapıyı birileri vuracaktı seni. Neyse, yaklaşık 2 aydır Türkiye’den kimseyle görüşmüyordum, iyi oldu geldiğiniz, bir an beni unuttunuz sandım.

Türkiye’yi özlüyorsunuz yani…

(Sinirleniyor) Fırsat vermiyorsunuz ki özleyeyim. Ya arkadaş hiç unutmam 2004’ün 25 Haziran’ında Beşiktaş’tan ayrıldım. Daha o gün beni Galatasaray istedi. Kabul etmedim, öğlen Fenerbahçe’den aradılar, şampiyon olmadınız mı siz, beni niye istiyorsunuz deyip reddettim. İnanır mısın bir gün sonra Beşiktaş’tan aradılar, ‘Hocam bizi bi tek sen kurtarırsın’ dediler, öyle bi kaçtım ki ülkeden, en son Ukrayna’ya gittim, ama o gün bugündür peşimi bırakmıyorsunuz.

Ama bu çok sevildiğinizi de göstermez mi?

Batsın sizin sevginiz. Her önüne gelen beni çağırıyor. Bak 2005 yılında Akhisar Köyspor istemişti beni, adamlar o zaman köy takımıydı; yumurtan, tavuğun, ekmeğin eksik olmaz diyorlardı. Gerçi sonra işleri büyüttüler ama burada asıl mesele şu, siz beni değil, benim Türkiye’ye gelebilme ihtimalimi seviyorsunuz.

Bu bir şiir değil miydi, Türk edebiyatını da takip ediyorsunuz anlaşılan?

(Biraz sakinleşiyor) Eh, biraz takip ederim tabii, güzel bir şiirdir, Yılmaz Erdoğan’ın şiiri. Ama beni çok etkileyen başka şiirleriniz de var, mesela, hayatımın şu dönemini çok iyi özetleyen bir dörtlük okuyayım izninle:

Değirmenden geldim beygirim yüklü

Şu kızı görenin del'olur aklı

On beş yaşında kırk beş benekli

Bir kız bana emmi dedi neyleyim

Hayatınızı özetleyen şiir bu mu?

(Yine sinirleniyor) Sen tabi genç olduğun için anlamazsın. 12 yıldır Ukrayna’da yaşıyorum lan ben! Hacı burada bi kızlar var, görsen var ya aklın gider. ( belki de bu yüzden onu çok seviyoruz, tam bizden biri) Ama hepsi bana tonton dede muamelesi yapıyor, neyse sen yine de bunu sil, ne olur ne olmaz, karışık ülke sonuçta. (he he sileriz)

Peki bu yıl planınız nedir, Shakhtar’dan ayrılıyorsunuz.

Evet, artık burada kalamam. Her gün bomba patlayacak, savaş çıkacak korkusuyla nereye kadar? Daha huzurlu bir yere gitmek istiyorum. Takdir edersin ki Türkiye’ye de bu sebeplerden gelmek istemiyorum. Ama benim problemim de insanları kıramamak. Söz verdik, gelip görüşeceğiz artık ama ben bu yıl da Türkiye’ye gelemem herhalde.

Tek sebep yaşanan bombalı saldırılar mı?

Değil elbette, şimdi Galatasaray’a bakıyorsun, adamlar hala Sabri’yle oynuyor, para yok, men cezası var, Fenerbahçe desen bir başkanları var, hiç çalışmadım ama tam mafya tipli biri, çok korkutuyor beni, yaşlı başlı adamım, bu saatten sonra maç kaybedince bağırışlar, tehditler çekemem, yine söylüyorum sizin için benim gelmem değil, gelme haberim önemli. Ben geldikten sonra o medyanız bir uğraşır ki benle, düşünmek bile istemiyorum. Bence en iyisi böyle uzaktan sevmek.

(Son olarak kendisiyle ilgili basınımızda çıkan haberleri topladığını, bunları göstermek istediğini söylüyor. Evin içinde bir oda göstereceğini sanıyoruz ama bizi evden çıkarıp şehrin merkezinde bir kütüphaneye götürüyor. Burada bir katı ona ayırdıklarını söylüyor, Fanatik, Fotomaç yıllardır yapılan bütün haberler orada. Ukrayna’ya gelmişiz, bütün vaktimizi seninle geçiremeyiz hacı demiyoruz ama buna benzer sözlerle yanından ayrılıyoruz. Yaşlı kurdu atlatıp Ukrayna sokaklarında fink atmaya başlıyoruz. Bu arda o Fink, Fener’e ne gol atmıştı ya…)






RÖPORTAJ

Yılmaz Morgül: "Bu hayatta tatmadığım zevk kalmasın istiyorum…" »

Yılmaz Morgül: "Bu hayatta tatmadığım zevk kalmasın istiyorum…"

90’lı ve 2000’li yılların sakin, kendi halinde, efendi Türk Sanat Müziği sanatçısı olan Yılmaz Morgül, 2010 yılı itibariyle çılgınlar kervanına katıldı. ( 2010 sonrası hiçbirimize yaramadı, kabul edel

devamı »
RÖPORTAJ

Fikri Işık: "Bizi İleri Demokrasiye Ulaştıracak En Önemli Şey Yerli Otomobil..." »

Fikri Işık: "Bizi İleri Demokrasiye Ulaştıracak En Önemli Şey Yerli Otomobil..."

Sosyal medya üzerinden paylaştığı yerli otomobil prototipinin fotoğraflarıyla bir anda gündeme gelen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, yerli araçla ilgili bilinmeyenleri sadece Resmi Gaste

devamı »