Röportaj


Mehmet Görmez: "Ya aslında biliyor musunuz? Bunların tüplüsü de varmış?!..."

Mehmet Görmez: "Ya aslında biliyor musunuz? Bunların tüplüsü de varmış?!..."
bir ahraz haberi / 10.5.2015 18:05:33

Geçtiğimiz aylarda Türk Diyanet Vakfı tarafından kendisine tahsis edilen Mercedes marka arabası ile oldukça tartışılan Mehmet Görmez, geçtiğimiz günlerde bu arabayı iade edeceğini açıklayarak gündeme geldi. Kendisiyle Mercedes marka otomobilleri, Alman teknolojisini, İslamiyet’in son durumunu, Cuma hutbelerini konuştuğumuz Mehmet Görmez, sorularımıza içtenlikle cevap verdi. Huzurlarınızda Türkiye’nin Papa’sı (öyle dememek lazım galiba ya) Mehmet Görmez:

Direkt Mercedes konusundan başlamak istiyorum, iade etmediniz herhalde daha?

Ne Mercedes’miş mübarek bu da? (ama ben gördüm, öyle böyle araba değil hani) Koskoca Diyanet İşleri Başkanı’na her önüne gelen Mercedes soruyor. Geçen gün bir işadamı aradı. Hocam, müşkül durumdayız, sizden başka kimse yardım edemez dedi. Buyur kardeşim, sor dedim, hocam S500 mü alalım S300 mü, alalım, diye sordu. Dalga geçiyor diyeceğim ama tanıdığım da biri, yapmaz öyle bir şey.

Ne cevap verdiniz peki?

Kendi paranla mı alacaksın, vakıf mı ödeyecek dedim. Vakıf deyince hiç düşünme S500’ü al dedim. KDV, ÖTV cebinden çıkmayacak ne de olsa. Sonuçta Araç V8 4663 cm³ motora sahip. 455 beygir ve 7 ileri otomatik şanzıman. 4.8 saniyede 0'dan 100 kilometreye çıkıyor. Azami hızı 250 km/h. Isıtmalı direksiyon simidi, ön koltuklar için koltuk ısıtma... (O sakin ses tonu karşısında içim geçiyor, 10 dakika sonra uyanıyorum.) Eğlence sistemi de cabası. (Neyse sonuna yetişmişim.) Tamam, anlıyorum bu işlerden ama koskoca Diyanet İşleri Başkanı'na sorulacak soru mu bu? İnsan bekliyor yani; ‘5. eşi alabilir miyim?’, ‘Cücük sakal bırakmak caiz mi?’, ‘CHP’ye oy versem dinden çıkar mıyım?’, ki en sevdiğim sorudur, ya ‘Sakız orucu bozar mı?’ sorusunu bile özledim artık, inanır mısın? (Elhamdülillah inanıyoruz. Bir dakika, ha onu demiyormuş.)

İşinizle gündeme gelmek için mi iade ediyorsunuz arabayı?

Mercedes’i!... (hüzünleniyor) Yani tabi artık iade edeceğim için çok da önemli değil ama, Mercedes desen daha iyi, çünkü Mercedes yani. Ya aslında biliyor musunuz? Bunların tüplüsü de varmış, yani az yakardı... Neyse, işimle gündeme gelmek istiyorum tabii, ancak eleştirilerden de yıldım artık. ‘Hocam bize de dua et de bizim de Mercedes’imiz olsun’, ‘Sarığının üstüne Mercedes logosu koy’, ‘Papa bile Renault’ya biniyordu’ falan, yeter artık dedim. Umarım şimdi mutludurlar. (yerinden kalkıp pencereye yöneliyor, 5 dakika bir şeye baktıktan sonra tebessümle geri geliyor)

Papa demişken, onunla ilişkileriniz nasıl, Türkiye’ye geldiğinde görüştünüz mü?

Bir de o mesele var. Sen Papa’nın kaldığı yeri gördün mü? (röportaj bile yaptık hacı, ne diyorsun, diyemiyoruz tabii) Gayet lüks yani. Neymiş Renault’ya biniyormuş, bunlar hep oyun, Mercedes Alman arabası diye binmiyor, niye, çünkü Almanlar Protestan, yoksa onun da içi gidiyor da, neyse. Dinler arası diyalog için görüşüyoruz da oradan biliyorum. (kurdukları diyaloğa bak)

Kürtçe Kuran konusunu sormak istiyorum. Demirtaş tek bir Kuran basıldığını söyledi.

Şimdi siyasi konulara pek girmek istemiyorum ama bunların niyeti de belli. Bunlar bizi itibarsızlaştırmaya çalışarak oy toplamaya çalışıyorlar ancak halkımız gerçeği görüyor. (gerçekten de hiç girmek istemiyormuş siyasete) Biz 10 bin tane Kürtçe Kuran bastık. Tabii ki sayın cumhurbaşkanımıza da gönderdik ancak bir tane basmadık. Nisan’da basılması hususunda zamanlaması manidar denebilir belki. Hemen cevap vereyim, 5 yıldır özenle çalışıyoruz, tam seçim zamanı bitmiş olması tamamen tevafuk.

Diyanet’in kaldırılması da bazı partilerin vaatleri arasında?

Bunları duyuyoruz ve üzülüyoruz haliyle. Tamam kamu kurumuyuz, iktidara gelirseniz kaldırabilirsiniz belki ama bunca insanın ahını nasıl kaldıracaksınız? Yapılacak beddualardan da mı korkmuyorsunuz? Gerçi biz birileri gibi bedduaya sarılacak insanlar değiliz ama...

Cemaatten mi bahsediyorsunuz?

Az önce Mercedes'ime araba dedin, bak şimdi de aynısını yapıyorsun. Ne cemaati kardeşim. Örgüt diyeceksin, örgüt. (birini hatırladım, uzunca biri) Diyanet İşleri kurulduğundan beri, hatta Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri, ki bence İslamiyet'in zuhurundan beri başımıza gelmiş en büyük felaketten bahsediyorum, sen cemaat diyorsun. Yeri gelmişken şunu da söyleyeyim, Diyanet olarak kendi maklubemizi de yapmaya başlıyoruz. Bundan sonra her cuma akşam namazından sonra cami imamlarımız maklube yapacak. Bizim diyanet olarak o örgütten tek eksiğimiz buydu, onu da en kısa sürede tamamlamış olacağız inşallah.

Son olarak; seçimler yaklaşıyor, gerilim artmaya başladı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Başta siyasi partileri, ardından da seçmenleri sükunete çağırıyorum. Birbirlerine karşı, özellikle dikkat ettiyseniz hükümete karşı çok ciddi bir saldırı var, daha yapıcı olunmalı. 4 yıllık meclisi seçerken harcadığımız eforun yarısını ebedi hayatımızın geçeceği ahiret için harcamıyoruz. Sonuçta aslolan doğru dini seçebilmek değil midir, aziz müminler.


(Röportajını bu sözlerle tamamlarken Diyanet Vakfı için yardımlarımızı talep ediyor. Ekipçe aramızda 50 lira toplayıp veriyoruz. Evden çıkarken kapının önündeki Mercedes’e uzun uzun baktığımızı görünce sinirlense de tam o anda ikindi ezanı okuyunca sakinleşip namaz için camiye doğru yola koyuluyor. Allah kabul etsin.)






RÖPORTAJ

YGS Birincisi Mehmet Emin Arıcı: “Maklube Tek Başına Yeterli Değil..." »

YGS Birincisi Mehmet Emin Arıcı:  “Maklube Tek Başına Yeterli Değil..."

Geçtiğimiz Pazar günü yapılan Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda (YGS işte canım) 6 puan türünün 5’inde tam puan çeken Mehmet Arıcı, başarısının sırrını sadece Resmi Gaste’ye anlattı. Evine gittiğimizde

devamı »
RÖPORTAJ

Yılmaz Morgül: "Bu hayatta tatmadığım zevk kalmasın istiyorum…" »

Yılmaz Morgül: "Bu hayatta tatmadığım zevk kalmasın istiyorum…"

90’lı ve 2000’li yılların sakin, kendi halinde, efendi Türk Sanat Müziği sanatçısı olan Yılmaz Morgül, 2010 yılı itibariyle çılgınlar kervanına katıldı. ( 2010 sonrası hiçbirimize yaramadı, kabul edel

devamı »