Röportaj


3 Büyüklerin Hocaları İle İlk Yarıyı Değerlendirdik: “O Değil de Bu Hakemlerle Lig Biter mi?”

3 Büyüklerin Hocaları İle İlk Yarıyı Değerlendirdik: “O Değil de Bu Hakemlerle Lig Biter mi?”
bir PAMIR01 haberi / 11.1.2015 15:23:45

Süper Lig’e kış tatili nedeniyle planlanandan bir hafta erken ara verilmesini fırsat bilerek üç büyük takımının hocaları Slaven Bilic, Hamza Hamzaoğlu ve İsmail Kartal ile sizin için görüştük. Üç deneyimli hocayı (lafın gelişi) bir araya getirmeye çalışırken yaşadığımız zorlukları anlatsak ayrı bir yazı dizisi olurdu. Neyse çok uzatmadan röportaja geçiyoruz.

- Evet, kim başlamak ister?

Bilic: İyi de soru ne? (Adam zeki, Çarşı boşuna baş tacı yapmamış kendisini)

- Peki, önce biraz kendinizi anlatmak ister misiniz? Kariyerinizden, hedeflerinizden bahseder misiniz?

Kartal: Senelerce Fenerbahçe’de futbolcu olarak oynadıktan sonra 2000 yılında Karabükspor’un başına geçtim… (Gerçekten de anlatıyor, ama kısa kesiyorum. Bir yandan da kimdir, nedir bu adam diye Ekşi Sözlük’te hakkında yazılanlara bakıyorum.) İşte sonrasını biliyorsunuz, yardımcı antrenörken Ersun Yanal’dan boşalan koltuğa oturdum (Aziz Bey oturttu demek istiyor).  Öncelikli hedefim ise bu sezonu takımın başında tamamlamak.

Hamzaoğlu: Malatyaspor, Eyüpsor, Denizlispor gibi önemli kulüpleri çalıştırdıktan sonra Akhisar'ın başına geçtim ve takımı üç sezon boyunca kümede tutmayı başararak Milli Takım'da çok değerli bir hocanın yanında yardımcı antrenörlük pozisyonuna kadar yükseldim. (Ohoo, bu da yardımcı antrenör çıktı) Kariyerimin zirvesindeyken Galatasaray'ın başına geçtim. Hedefim tabii ki şampiyonluk yaşamak.

Bilic: Genç yaşımda bitirdiğim hukuk fakültesinden sonra adalet ve eşitliğin ders sıralarında kalan bir şey olduğunu fark ettiğim için kariyer değişikliğine giderek müziğe atıldım. Albüm planlarım için paraya ihtiyacım oldu, o yüzden futbola başladım. Sonra Dünya 3.’lüğü, Avrupa Kupası’nda çeyrek final falan, biliyorsunuz işte. (Yavaş yavaş biz de hayran oluyoruz galiba bu kirli sakallı karizmatik devrimciye) Hedefim tabii ki gelecek nesillere, halkların kardeş olarak eşit bir şekilde özgürce yaşadığı bir dünya bırakabilmek. (Donup kalıyorum, Hamza hocanın çalan telefonunun sesi ile kendime geliyorum. Hamza Hoca önce bir kağıt kalem istiyor sonra arayanın çok değerli bir hocası olduğunu ve devre arası transferleri ile ilgili olarak konuşacağını söyleyip müsaade istiyor. Beş dakika geçmeden dönüyor, devam ediyoruz.)

- Ligin ilk yarısını istediğiniz yerde tamamladınız mı?

Kartal: Tabii her büyük takım mümkün olan en yüksek başarıyı ister. Ben kendi adıma konuşacak olursam şunu ifade edebilirim ki, 16 hafta oldu ve halen takımın başındayım. Evet, istediğim yerde olduğumu söyleyebilirim.

Hamzaoğlu: 1995 yılında Galatasaray’dan ayrıldığımdan beri tekrar gelmenin hayalini kuruyordum. Evet, ben de istediğim yerdeyim. (Onu sormuyorum ki ben, neyse…)

Bilic: Kupada ve Avrupa’da varız. Ligde de iyi bir konumdayız. Kesinlikle takım olarak istediğimiz yerdeyiz, diyebilirim. (Adam farklı, kendini değil, takımı düşünerek cevap veriyor.)

- İlk 11'i ayarlarken nelere dikkat ediyorsunuz?

Bilic: Sakatlıklar ve kart cezaları derken Beşiktaş'ta ilk 11 çıkartmak oldukça güç. En etkili silahımız olan Gökhan Töre, (Biliyoruz hocam o silahı) tahtaya yazdığım ilk isim oluyor.

Hamzaoğlu: Ben ilk 11'i oluştururken zamanında yanında çalıştığım çok değerli bir hocamın fikrini alıyorum. Ama burada bir yanlış anlaşılma olmasın, sadece fikrini alıyorum, daha sonra kendi kafamda kurguladığım oyuna göre oyuncuları yerleştiriyorum (He he tabii).

Kartal: İlk 11'i ayarlarken başkanımız arada bir benim fikrimi alıyor, genelde o söylüyor ben tahtaya yazıyorum. Başkanımız kadro seçiminden basın açıklamalarına kadar her şeyle ilgileniyor. Sağ olsun başkanımız hep arkamızda, yanımızda hatta bazen önümüzde yer alıyor. Emre vazgeçilmez oyuncusu başkanın. Benim de öyle. Penaltıları iyi atıyor. O yüzden kendisini her hafta tahtaya ilk olarak yazıyoruz.

- Hazırsanız sıra en can alıcı soruma geldi. Türk hakemleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce lig bu hakemlerle biter mi?

Kartal: Biter tabii, bence gayet kibar ve nazikler. Ne zaman ihtiyacımız olsa hemen yardımcı oluyorlar. Ben buradan penaltıdan attığımız golleri eleştirenlere de cevap vermek istiyorum; ceza sahasına kadar gidip penaltı yaptırabilmek ve o penaltıları gole çevirebilmek de bir başarıdır.

Hamzaoğlu: Sayın hocam beni bu konuda uyarmıştı. Kendisinin bana hakemleri etki altına almam için öğrettiği bir iki mimik ve vücut hareketi oldu. Şimdilik işe yarıyor. (Göstermesini rica ediyoruz, tamam diyor ama gösterirken yüz felci geçiriyor. Yine de o haliyle röportaja devam ediyor.)

Bilic: Futbolu tek başıma kurtaramayacağımı gayet iyi biliyorum. Ancak haksızlığa karşı hep ön saflarda olacağım. (Yaşa be, seninleyiz reis…)

- Şimdi sıra maaşlarınızı karşılaştırmaya geldi. Aradaki farka ne diyorsunuz? (Bilic’in senelik 1.6 milyon, Kartal’ın 815 bin, Hamzaoğlu’nun ise 410 bin Euro kazandığını hatırlatıyoruz.)

Bilic: Arkadaşlar benim bir işim çıktı, kalkmam lazım. (Diyor ve arazi oluyor.)

Kartal: (Bilic’in arkasından sesleniyor) Hani ne oldu o eşitlikçi, Sovyet sosyalist komünist ayakları? Yeter yahu, bu ne be? Yok gitaristmiş, haksızlıklara karşıymış, hukuk fakültesi bitirmişmiş. Cumhurbaşkanı mı seçiyoruz be burada! (Futbolculuk yıllarındaki Arap İsmail’e dönüşüyor bir anda, tutmasak Bilic’e çift dalacak. Sakinleştiriyorum.) Neyse, evet o civar bir şey kazanıyorum, doğrudur.

Hamzaoğlu: Benim kazancım az gibi duruyor ama değil. Aslında senede 2 milyon Euro’ya anlaştım ancak Fatih Terim’e de biraz para ödüyor takım. Bana 410 bin Euro kalıyor. Yalnız burayı röportaj da silin olur mu? (He he sileriz...)

(Bilic ayrıldığı için röportaja devam edemiyorum. Müsaade isteyip diğer hocaların yanlarından kalkıyorum, bu sırada yayın koordinatörümüz arıyor ve Bilic’in Taksim Meydanı’nda Çarşı Grubu ile birlikte eylemde olduğu söylüyor. Az önce kendisi ile röportaj yaptığımızı söylüyorum, inanmıyor. Bu haftaki maaşımızı ödemeyeceğini ifade ediyor. Gerisingeri gazeteye dönüyoruz.)

 






RÖPORTAJ

Deniz Seki’den Şok Sözler: "Hapishaneye Alıştım, Bağımlılık Yapmasından Korkuyorum..." »

Deniz Seki’den Şok Sözler: "Hapishaneye Alıştım, Bağımlılık Yapmasından Korkuyorum..."

Hakkında verilen yakalama kararının ardından 6 ay sonra 15 Kasım 2014 tarihinde tutuklanıp cezaevine konulan Deniz Seki bu zorlu süreçte yaşadıklarını Resmi Gaste’ye anlattı. Bakırköy Kadın Kapalı Cez

devamı »
RÖPORTAJ

Devlet Bahçeli: "Kraliyet sistemi de gelse MHP'nin başında kalacağım." »

Devlet Bahçeli: "Kraliyet sistemi de gelse MHP'nin başında kalacağım."

1997 yılından beri MHP'nin genel başkanlığını yapan Devlet Bahçeli, bu aralar sıkı bir koltuk mücadelesi veriyor. Son seçimdeki başarısızlığın ardından otoritesi sarsılan Bahçeli, kayyumların da etkis

devamı »